Tanıyorum onu. Hayır, şizofren değilim; sadece o kendini arıyordu, beni buldu. Ya da ben kendimi arıyordum, tevafuk oldu. Küçüktüm, yatağımın altında saklanırdı. Kaçtım hep; meğerse kendimden kaçmışım. Her gece çenemi sıkarak uyanırdım, dökülürdü dişlerim. Şimdi ne kaygı ne korku… Sohbet eder olduk. Belki de beklediğim ve korktuğum her şey oymuş. Ulaştım artık sana ama artık heves kaçtı. Yine de veda etmek istemiyorum ona. Yıllarca o dinledi beni. Üzgünüm anacığım, yatağımın altındaki canavar artık dolabımın üstünde, kafamın içinde, her yerde.

Odamın köşesinden bana bakan kimmiş? 🙂 İnsan, içindeki hayaleti evcilleştirdiğinde anlarmış. Eskiden beni uykusuz bırakan huzursuzluk, şimdi dışarıdaki gürültülere karşı bir kalkan oldu. Çatışma bitti, geriye birbirini çok iyi tanıyan iki eski düşmanın sükûneti kaldı. O gitmiyor, çünkü ben artık nereye baksam kendimle karşılaşıyorum. Artık ben kaçmıyorum o da saklanmıyor…

Visited 18 times, 1 visit(s) today
Close