Sözlerle ve gözlerle anlatılmaz,
Bir yaktı mı yanmadan durulmaz.Âşık “Vuslat isterim.” der,
Yanmanın lezzetinden kendini alamaz.
Sönecek diye korkar yüreğinin nârı,
Aşkın akışında akarken gitti ârı.
Sessizlik oldu âşığın varı,
Gelse de gelmese de hep onunla yârı.
İsâ Divanetoros
Hakiki aşkın lügatinde kelimeler kifayetsiz, nazarlar hükümsüzdür. Dizelerde mühürlü kadim çelişki, pervanenin ateşe duyduğu mutlak teslimiyettir: Dil vuslatı dilerken, ruh kavuşup sönmekten ziyade o nârın hararetiyle daima kül olmanın lezzetine taliptir. Ateşin sönmesi, aşığın yeryüzündeki yegâne varoluş nişanesini kaybetmesi demektir.
Âr perdesinin yırtıldığı, beşeri hesapların tamamen silindiği bu ağır makamda sükût, en sarsıcı feryattır. Artık yârin cismani mevcudiyeti veya gaybubeti ehemmiyetini yitirmiştir; zira dışarıdaki yokluk, içeride mutlak ve hudutsuz bir varlığa inkılap etmiştir. Bedenden ve sözden sıyrılanlar için firkat de vuslat da dilsiz sessizliğin içinde çoktan bir olmuştur.